Hatırla Sevgili

Eskiden çok kötü ve kalitesiz dizileri izlemek zorundaydık. Çoğunlukla yapımcıların ünlü etmeye çalıştıkları birinci ya da ikinci sınıf şarkıcıların hit şarkılarına çekilen, genelde de bir de mankenin eşlik ettiği yapımlardı. Fakat son yıllarda dizilerin kalitesi ciddi anlamda artmaya başladı. Bu sevindirici.

Tabi halen bazı olumsuzluklar yok değil. Mesela baş role ünlü edilmek istenen bir kişiyi koyup geriye kalan kadroyu çok sağlam oyuncularla doldurmak şeklinde bir tarz var. Telaş edecek bir şey yok; giderek azalıyorlar, kalitenin arttığı bir ortamda fazla şansları da yok. Zaten çok izlenen yapımlara baktığımızda başrolden arkadan geçen adama kadar herkesin iyi oyunculardan oluştuğu diziler başarıyı yakalama konusunda daha başarılı.

Benim de severek izlediğim ve takip ettiğim iki diziden biri olan Hatırla Sevgili (diğeri de Yaprak Dökümü, bilahare hakkında yazacağım) birçok konuda kalitesini ortaya koymaktadır. Bu diziyi izlerken dikkatimi çeken en önemli husus, anlatılan zamana dair detaylara çok dikkat edilmiş olması. Bu konu çok büyük yapımlarda bile ihmal edilen bir konu. Adamlar milyonlarca dolar harcayıp yirmibirinci yüzyıl Amerikalısı tepkileri veren bir İskender yaratmışlar. Baştan kaybetmiş bir yapım örneği. Hatırla sevgili bu anlamda oldukça iyi. Yetmişler gibi giyinen, yetmişler gibi konuşan, o günlerin gündemdeki konularını tartışan, o günlerdeki gibi espri yapan insanların olması; hele de iyi oyunculardan oluşan bir kadroyla bunların yapılması yapımı bir film olmaktan çok belgesel havasına sokmuş.

Diğer bir konu da filmdeki olayların gerçeklere uygunluğu. Aslında hikaye o günlerde yaşanan güncel olaylar etrafında kurgulanmış. Güncel olaylar ki Türkiye’nin en hassas, en kanlı yılları. Bu zamanları anlatan bir yapıma girişmek gerçekten riskli olduğu kadar zor bir iş; mükemmel olmasa da birşeyler başarmışlar. O dönemdeki geçek kişilikleri (Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Sinan, Taylan vs.) hem görsel olarak hem de kişilik olarak büyük ölçüde yansıtmışlar.

Bazen İzlerken çileden çıkıyor insan. Ozaman insanların nasıl tuzakların içine çekilip öldürüldüğünü görmek sinirlerini bozuyor insanın. Bugün ne olsa “Amerikan tezgahı” diyen bir siyasi akımın, zamanında Amerikan karşıtı oldukları için insanlara nasıl saldırdıklarını, nasıl kurşun sıktıklarını; kısacası o akımın varlığının Amerikan uşaklığı üzerine kurulu olduğunu bugün unutturmaması da yine dizinin ayrı bir başarısıdır.

Bütün bunların yanında dizinin müzikleri çok güzel. Bu yılın en çok satan albümü olduğu yolunda söylentiler var; tabi ne derece doğru bilmiyorum ama albümün çok güzel olduğu bir gerçek. Albümde usta müzisyen Kemal Sahir Gürel’in elinin değdiğini görüyoruz. Yıllarca Grup Yorum’dan dinlediğimiz Gürel, şu an bağımsız olarak dizi müzikleri yapmaktadır ve bu konuda çok iyi. Daha önce Erol Mutlu’yla beraber yine nir dizinin müziklerini yapmışlardı. Tabi bu iki deneyimli müzisyen yine oldukça iyiler.

Paylaşma seçenekleri:

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *