Lost S5E14 – Variables

lost-s05e14Lost’un yayınlanan en son bölümü üzerine birkaç satır birşeyler yazmak istedim. Dizinin beşinci sezona kadarki kısmında yaşadığı değişim gerçekten inanılmaz boyutta.  Ancak dizide hep sabit olan  birşey var ki o da her Amerikan filminde klişe olan “destiny” (kader) kavramı. Amerikalı senaristlerin neden kafayı “destiny” ye taktığını tam olarak anlayabilmek için muhtemelen Amerikan toplumunun sosyolojik bir incelemesi/analizi gerekli. Belki de insanların iradelerinin bir işe yaramadığını, sadece yaşamaları gereken bir kaderi yaşadıklarına inanmaları onlara iyi geliyor. Şimdi bu konuyu dizideki olaylar ışığında etraflıca ele alalım.

Variables (değişkenler) isimli bir bölümün yayınlanıyor olması açıkçası ilk başında beni heyecanlandırdı. Dizinin genel gidişatı artık belirli bir çizgiye oturmuştu, herkesin metafizik öğelerle süslü bir kaderi vardı ve bunu bir şekilde yaşayıp gidiyordu. Ancak variables adındaki bölümün birşeyleri bulandıracağını, gidişatta bir değişiklik yapacağını düşünüp sevinmiştim ama pek de aradığımı bulabildiğim söylenemez.

Dizide genel olarak kader ve irade arasında bir çelişkiden söz edilebilir. Bu ilk sezonda Jack ve John Locke arasındaki çelişkiden başlıyor.  Bu çelişki zamanla değişik şekillere büründü. Hatta Desmond adeta kaderci olaylar zincirinin kilit kişisi haline geldi. Beşinci sezonda Eloise Hawking  (Daniel Faraday’ın annesi) artık insanlara kaderini söylemişti. Ancak bunun karşısında iradenin olabileceğini savunan birinin  çıkması gecikmedi ve Variables isimli bölümde Faraday birşeyleri değiştirmenin ellerinde olduğunu söyleyerek çıkageldi. Ancak dizinin sonunda kaderciliğin kişileştiği metafizik bir şahsiyet olan annesi tarafından vurulması ise bütün beklentilerimi suya düşürdü. Tabi şu an bunu söylemek için kısmen erken, halen bütün olaylar çözülmüş değil, birçok şey bir sonraki bölümde çözülecek.

Lost’ta genel olarak dikkatimi çeken bir diğer husus da şu Türk filmi klişeleri. Claire’in Jack’in bacısı çıkması ile başlayan süreç hiç durmadı ve bu son bölümde Dainel Faraday Whitmore’un oğlu çıktı. Zaten bu ikiliden de ancak Dainel Faraday gibi bir oğul olur. Muhtemeldir ki Penny’de Eloise ve Whitmore  çiftinin kızı çıkar. Yani Desmond Dainel Faraday’ın eniştesidir…

Dizinin bu bölümünde saçma sapan birkaç olay vardı, birincisi; Dainel Faraday’ın elinde silahla Others’ın kampına girmesi. Neden silahla giriyorsun yavrum? Biliyorsun Alpert sakin bir adam. Silahsız git, durumu anlat sonra da çağır ananı konuş ne konuşacaksan. Bir insan elinde silahla oraya sadece vurulmak için gider. Bu gerçekten saçmaydı. Hadi oradaki Jack, Kate filan gibi fasülye karakterlerden birisi yapsa neyse, Daniel Faraday gibi kafası çalışan bir adamın bunu yapmaması gerekiyordu.

İkincisi de düşmanlarının elinden kaçamama sorunu. Bunlar ne zaman düşmandan çakacak olsa birilerini düşmanın elinde bırakırlar, bir sonraki bölümde onu kurtarmaya giderler, oradakini kurtarırlar ancak düşman gidenlerden başka birini alır. Kaç sezondur hep birlikde kaçamadılar gitti. Bu sefer de Jack, Kate vs. kaçarken Sawyer  ve Juliet orada kaldı. Birkere de hep beraber kaçın gözünüzü seveyim.

Paylaşma seçenekleri:

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *