Yabancı Kompleksi ve Analizi

Bu memleketteki belki de en karikatürize konulardan biridir, Türkiye insanının yabancılarla olan münasebeti. Birçok isim vermişiz onlara, gavur, ecnebi demişiz, özellikle sarışın ya da şortlu olanlara turist, siyah tenlilere ise (milliyeti ne olursa olsun) Arap. Kimi zaman “Japon yapıyor be abi” diyip yüceltmiş; kimi zaman pis, kirli olmakla, aptal olmakla, anlayışsız olmakla, kokmakla suçlamış aşağılamışız. Bazen ülkemizi ele geçirmeye çalışan korkunç yaratıklar olarak görmüşüz onları. Bazen onaylarına ihtiyaç duymuş, bazen hiç birşeye saymamayı tercih etmişiz. Bazen aşırı sevgi gösterip bazen nefret etmişiz. Yap(a)madığımız tek şey ise onların da insanlar olduğu gerçeğini anlamak. Evet, bu yazı “yabancılar” hakkında.

Buradaki yabancı sözcüğünden kastım genel olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kimselerdir. Hangi ülkeden, milletten, kıtadan vs. olduğu önemli değil. Zaten onlarla normal ilişkiler kurmayı bir türlü beceremedik gibi. Şimdi genel kategoriler üzerinden teker teker ele alalım:

Avrupalılar ve Amerikalılar

Avrupalılar’a ve Amerkikalılar’la ilişkilerimiz daha çok onları üstün görme şeklindeki bir komplekstir. Oradaki insanların bizden daha akıllı, daha zeki, daha üstün, daha zengin olduğunu; oradaki herşeyin bizdekinden daha iyi olduğunu düşünür ve inanırız. O insanların takdirini kazanmak bizim için önemli ve değerlidir.

Avrupalılar’a ve Amerkikalılar’a karşı sürekli bir denetlenme psikolojisi içerisindeyizdir. Bize ait olan normal şeylere olumsuz tepkiler verecekleri gerekçesiyle çekinir; verdiklerinde ise utanırız. Örneğin, Avrupa ya da Amerika gibi bir yerlerden gelmiş bir arkadaşıyla yemeğe giden birisi normal hayatta yediği kadar ekmek yememeye gayret eder çünkü onlar yemeği ekmeksiz yer, hatta neden yediğini soracak olması bile utandırıcı olabilir. Zaten anlatması da utanç verici olabilir.

Bu insanlara karşı var olan bu kompleksi bastırmak için garip bir savunma mekanizması geliştirilmiştir. Örneğin “Almanlar toplum içinde osurur” ya da “Fransızlar çok pismiş, kokmamak için parfümü icat etmiş”, “Amerikalılar şişman ve aptalmış” gibi  rivayet geçmiş zamanda efsaneler üretilir. Bir çok kişi tarafından saçma ve anlamsız olduğu bilinse de bu hikayeler anlatılıp durur.

Ruslar ve Ukraynalılar

Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere eski Sovyet ülkelerinden gelen insanlara, özellikle de kadınlara yaklaşım ise bambaşka bi tartışma konusu. Bu insanlara özellikle de kadınlara dair ilk ön yargı çok ama çok güzel oldukları (ya da olmak zorunda oldukları) ve akabinde de ahklaksız kişiler olduklarıdır. Toplumun kafa yönünden daha alt tabakasına inecek olursak, özellikle kadınlar gördüğü her erkekle her an seks yapmaya hazır, hatta istekli yaratıklar olarak görülürler. Bir yandan da garip bir korku vardır Rus insanına karşı, tehlikelidir; “ajan majan çıkar alimallah, buharlaştırırlar adamı” korkusu vardır.

Japon ve Çinli Kavramı

Japonlar (ya da Çinliler farketmiyor aynı şey nasılsa -ben Japon demeyi tercih edeceğim) ise daha farklı bir yerde duruyorlar. Türkiye insanı için Japon dil, din, kültür ve milliyetten bağımsız olarak “çekik gözlü” ya da “uzak Asyalı” anlamında kullanılır. Bu görüşe göre Dünyada iki milyardan fazla insan Japondur ve bu Japonların bazıları Çin’de, bazılar Kore’de bazıları Tayland, Vietnam gibi ülkelerde yaşar. Hepsi “kung-fu” ve “karate” yapar, uçan tekme atmayı bilir adamı kolundan tutup duvara çarparlar. Normal şartlar altında boyunlarında fotoğraf makinesiyle gezerler, kısa boyludurlar, çok akıllı ve çalışkan kimselerdir. Akıl almaz buluşlar da hep onlardan çıkar ve Türkiye’deki herşeye şaşırıp gidip ülkelerinde anlatırlar.

Araplar ve Afrikalılar

Araplara karşı daha farklı bir tavır ve tutum içindeyizdir. Pis olduklarına inanılır Araplar’ın. Her birinin üçer dörder karısının olduğunu, günde onbeş varkit namaz kıldıkları vs. düşünülür. Hatta Arap diyince halen bir çok kişinin aklına geleneksel arap kıyafetleri içerisinde eliyle pilav yiyen bir adam ya da çarşaf içindeki bir kadın gelir. Çoğunun şeyh, tarikat önderi ya da dini lider olduğuna inanılır.

Afrikalılar’a ise yaklaşım genelde acıma duygusu içiçe geçmiştir. Yoksulluktan fakirlikten ülkelerini bırakıp buralara gelmiş sefil, gariban insanlar olarak görülürler. Birçoğu halen Arap zannedilir.

Sonuç

Toparlarsak, burada ilk başta görülebilen gözlemleri anlatmaya çabaladım. Aslında detaylarda çok daha fazlası var, bunu böyle bir özet kabul edelim çünkü her detaydan bir kitap çıkabilir.

Paylaşma seçenekleri:

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *