Müzikoloji ve Disiplinler Arası Disiplinler

Bu yazıda displinler arası kavramından ve müzikolojiyle kurulabilecek disiplinler arası çalışmalardan bahsedilmektedir. Müzikoloji alanında üretilen bilginin pratikte işlevsel olması için diğer disiplinlerle ortaklıklar kurulabileceğine dair temel tespitleri içermektedir.

Disiplinler arası (interdisciplinarity) kavramı için detaylı bir tanım yapmadan önce çok-disiplinlilik (multidisciplinary) kavramından kabaca bahsetmek gerekli. Çok-disiplinlilik belirli bir çalışmada farklı disiplinlerden gelen katılımcıların ortak çalışmasıdır, her katılımcı kendi alanıyla ilgili olarak katkıda bulunur ve ortaklaşma genellikle farklı disiplinlerin kendi kimliklerini kaybetmeden ortak bir projede farklı görevleri yerine getirmesi şeklindedir [1]. Aynı kitapta disiplinler arası kavramını sadece belirli bir araştırma konusunda bir ortaklıktan çok farklı metotların, teorilerin ve kavramların entegrasyonu ve karışımı olarak tanımlar. Ancak bu tanımda da aralarındaki etkileşimin -ki tanımda bir karışım (fusion) diye bahsetmiş- kesin bir tanımı yoktur. Örneğin, fizik, tarih gibi disiplinlerin çalışma alanları tam oturtulmuş olmasına rağmen kültürel çalışmalar (cultural studies) alanı halen akademisyenlerin net kimliğini tanımlayabileceği bir alan kabul edilmek için henüz çok yeni. [2] Bu tanımı biraz derinleştirmek ve sebeplerini anlamaya çalışmak için başka tanımlara da bakmak gerekli. Klein ve Newell disiplinler arası kavramını bir disiplin için çok geniş ve karmaşık bir sorunu çözmek, bir soruyu cevaplamak ya da bir konuyu açıklama süreci [3] olarak tanımlar. Ursula Hübenthal ise disiplinler arası kavramının gerekliliğini yine tek bir disiplinin çözemeyeceği, bir yargıya varamayacağı karmaşıklıkta bir durumun açıklamasında kullanılabileceğinden bahsetmektedir. Bu tanımların hepsinde interdisiplinerliğin çıkış noktası karmaşıklıktan (complexity) bahsedebiliriz.

Disiplinler arası kavramını müzikoloji özelinde ele alabilmek için müzikoloji ve ilişkide olduğu bilimlere bir göz atmak gereklidir.

Disiplinler arası kavramı her nekadar modern bir fikir olsa da aslında kökleri antik çağlara kadar gider. Aydınlanma çağının bilimlerin adeta birer birer felsefeden bağımsızlıklarını ilan ettikleri bir dönem olmasına karşın Antik Yunan filozoflarının neredeyse tamamı bugün farklı birer disiplin kabul edilen birçok alanda faaliyet yürütürdü. Mesela Aristo tek başına felsele, fizik, şiir, tiyatro, müzik, mantık, politika, etik, boyoloji gibi birçok farklı disiplinle uğraşmış, bunların bir veya birkaçını kapsayan eserler vermiştir. Şahsi kanaatim o ki, o dönem filozoflarının ellerindeki çok kısıtlı bilgiyle çok büyük buluşlar yapmasının temel sebeplerindne birisi aynı kişilerin birçok bilim dalıyla ilgilendikleri için neredeyse her olayı, her karmaşık durumu disiplinler arası bir tarzda çözmeye çalışmalarıdır. Örnek vermek gerekirse dik üçgenin iki kenarının kareleri toplamının hipotenüsü verdiği bilgisi, Thales güneş tutulmasını saniyelerine kadar hesapladıktan tam yarım asır sonra, Pythagoras tarafından bulunmuştur. Thales’in bu hesaplamayı o dönemdeki kadar kısıtlı bir bilgiyle yaplabiliyor olmasının makul bir başka açıklaması olmadığını düşünüyorum.

Kuşkusuz, Aydınlanma Çağı sonrası entellektüel dünyasına “uzmanlaşma” kavramı damgasını vurmuştur. Bunun sebebi çok açık; üretilen nitelikli bilginin miktarı arttıkça artık insan kapasitesinin öğrenme ve işleme sınırlarını zorlamaktadır ve her birey ancak belirli bir disiplinin belirli bir alt disiplinini incelemek ve nitelikli bilgi üretmek zorunda kalmıştır. Kuşkusuz bu gereklidir. Az önceki Aristo örneği üzerinden devam edecek olursak Aristo belki de yukarıda saygığımız alanlarda o an bilinen neredeyse tüm bilgiye sahipti, ancak günümüzde sözkonusu disiplinlerde üretilen tüm nitelikli bilginin indeksi bile bir insan beyninin öğrenme kapasitini zorlayabilir. Buna karşın, spesifik bir alana yoğunlaşmak birey için bir vizyon daralması olarak da yorumlanabilir. Sadece ilgi duyduğu alan ve ona yakın alanlar dışındaki diğer alanlar hatta diğer disiplinler ihmal edilebilir. Bu noktada spesifik nitelikli bilgi üretilse de bunların uygulama alanları da sınırlı olacaktır.

Geçmişe kıyasla bilinenlerin, hatta gündelik hayata devam etmek için bile bilmek gerekenlerin çok büyük artış gösterdiği, bilgi akışında ise bir devrime şahit olduğumuz şu günlerde geçmişe göre yaratıcılığın eldeki bilgiye kıyasla köreldiğini söylemek mümkün. Şahsi kanaatimce bu çıkmazı aşmanın başlıca yolu disiplinler arası çalışmalar olacaktır. İki farklı disiplinin bir araştırmada ya da projede kullanılması yeni bir kavram değil. Ancak disiplinler arası kavramı bir disiplinin ürettiği bilgi ile bir başka bilgiyi bir potada eriterek üçüncü bir bilginin ortaya çıkmasının bir yoludur. Bu tür çalışmalar disiplinlerarası disiplinler olarak da yorumlanabilir. Örneğin; sosyal psikoloji, eğitim sosyoljisi, yönetim bilişim sistemlerinden disiplinler arası disiplinler olarak sözedilebilir.

* * *

Günümüzde müzikolojinin birlikte çalıştığı alanlara örnek vermek gerekirse kültürel çalışmalar ve müzikoloji arasında kurulacak bağ temel olarak müziğin yerel ve global kavramları arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirebileceğinden bahsedilebilir. Tabi buna sanatın eleştirisi, görsel kültür, sembolizm, medya ve yapısal analiz de dahil edildiğinde daha anlamlı bir hal alacaktır. Müzikolojinin tarihsel müzikoloji adında bir alt dalı olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda tarihin müzikoloji ile nekadar içiçe olduğunu anlamış oluruz. Tarihsel müzikolojinin temel olarak zamanın müzik üzerindeki etkisini incelediğini söyleyebiliriz. Müzikolojinin fizikle ya da akustikle ilişkisine gelince müziğin ses dalgalarından oluştuğu temelinden başlayarak müzikteki bazı kavramların doğa bilimlerinin desteği ile açıklanması zaruridir. Bugün doğa bilimlerinin müzikle olan ilişkilerinde bilgisayarın da dahil edildiğini görebiliyoruz. Müzikoloji ve bilgisayar bilimleri arasındaki bir bağdan ise daha yeni başlayan, vizyonlu bir adım olarak bahsedebiliriz. Kaldı ki bilgi teknolojilerinin ortalama insan hayatının neredeyse her alanına sızdığı günümüz dünyasında müziğin ya da bir bilim olarak müzikolojinin bundan etkilenmemesi neredeyse imkansız. Bunlara ek olarak müzikoloji ile dilbilim arasında bir ilişkiden sözedilebilir; müzikteki bazı ifadelerin açıklanmasında dilbilimdeki anlambilim (semantics) temelinde yaklaşmak, müzik cümlesini de tıpkı kelimelerle kurulu bir dil gibi ele alıp incelemek de artık müzikoloji bilimi için önerilen yöntemler arasındadır.

Sonuç olarak müzikoloji alanında üretilmiş bilgiyi başka alanlarda edinilmiş bilgi ve tecrübe ile yeniden ele alarak, farklı alanlarda geliştirilen bazı yaklaşım, teori ve uygulamaları müzikoloji bilimine de katarak farklı açılımlar yakalanabilir. Farklı alanlarda uzman ya da pratik anlamda tecrübeye sahip bireylerin müzikolojiyi bir bilim olarak esas alıp interdisiplinerlik esasında üreteceği bilgi belki de elimizdeki bilgiyi değerlendirmenin en iyi yoludur.

Referanslar

[1] Thinking across disciplines – interdisciplinarity in research and education august 2008
[2] Conference on Interdisciplinary Musicology, Conferange Notes, Aims and Ethos, 2004
[3] Klein, J. T. and Newell, W. (1997). “Advancing interdisciplinary Studies,” in J. Gaff and J. Ratcliff (eds.), andbook of the undergraduate curriculum: A comprehensive guide to purposes, structures, practices, and changes, San Francisco: Jossey-Bass, pp. 393-415.
[4] http://wordnetweb.princeton.edu/perl/webwn?s=musicology
[5] Bu tanım Avusturyalı müzisyen Guido Adler’in 1885 yılında Umfang, Methode und Ziel der Musikwissenshaft (in “Vierteljahrschrift für Musikwissenschaft” 1885) isimli yazına dayandırılmaktadır.
[6] Conference on Interdisciplinary Musicology, Conferange Notes, 2004
[7] a.g.e.
[8] Linguistic semantics as a vehicle for semantics of music, Antovic M, Felsefe Fakültesi, Nis  Universitesi, Sırbistan, 2004

Süleyman C. Çıplak

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.