Category Archives: Genel

Belirli bir başlık altında incelenemeyen konular hakkındaki yazı yorum vs.

Öğretmenler Günü ve Eğitim Hayatımın 20. Yılı

Yirmi yıl önce bugün, yani 24 Kasım 1989 tarihinde eğitim ve öğretim hayatıma başlamış oldum. Bugün tam 20. yılı; yani hayatımın 4/5′i okullarda geçmiş.

O zaman daha beş yaşındaydım. Okula başlama nedenlerimi bir kenara bırakırsak, hem okula başlama tarihi hem de yaşı itibariyle okulda olmamam gerekirken, bu başlangıcı, başladığım okulda öğretmen olan babamın iş arkadaşlarıyla kurduğu sosyal ilişkilerine borçluyum.

Okulla ilgili ilk hayal kırıklığım da o gün başladı. Çünkü başladığım gün öğretmenler günüydü ve okulda küçük çaplı bir tören yapıldı. Öğrenciler bahçeye toplandı ve Oktay Öğretmen (babamın taa ortaokuldan arkadaşıdır) saz çaldı, sesi güzel birkaç öğrenci de türkü söyledi. Okulu çok sevmiştim, çünkü her gün bahçeye çıkılıp saz çalınıp türkü söyleneceğini düşünüyordum ancak, ilerleyen günlerde deftere dikey ve yatay çizgiler çizmek zorunda olduğum gerçeğiyle yüzleşince hayatımda ilk kez okuldan kaçtım. Bu önemlidir çünkü bu alışkanlığı üzerinden atmam ancak yüksek lisansa nasip oldu. Neyse, konumuza dönersek; dikey ve yatay çizgiler çiziyorduk. Sonra, ikinci dersin sonunda müstahtem Ahmet Abi sınıfa girip fındık vs. dağıtırdı, yani Özal dönemi devam ediyordu.

Önlüklerimiz bugünkü gibi mavi değildi, siyahtı, ben ikinci sınıftayken mavi önlüklere geçilmişti. Önlük de önemlidir çünkü, hayatta bazı ayrımlarla da o günlerde tanışmak zorunda kalmıştım. Okulumuz, oldukça yoksul bir mahallede konumlanmıştı ve öğrencilerin, özellikle de bir kısmının, gelir düzeyi oldukça düşüktü. Mavi önlüğe geçildiği yıl yeni önlük alamayıp halen siyah önlükleriyle okula gelmek zorunda olan birkaç arkadaşımın, adeta yoksulluklarının simgesi gibi siyah önlüklerle işaretlenmiş bir biçimde bahçede dolaşması halen gözümün önünde. Çok iyi akadaşlardı, mert çocuklardı ama bazılarının ilkokuldan sonra okuyabildiğini sanmıyorum. Erken yetişkinlerdendi onlar da, okuldan sonra her birinin yapacak bir işi vardı, peşinde koşmak zorunda oldukları birer ekmek kavgaları vardı. Şimdi adını hatırlayamadığım ama memleketini hatırlayabildiğim, Elazığ/Palu’lu bir arkadaş vardı, o da siyah önlüklülerden. Evi okula çok yakındı. Okuldan çıkıp evine giderken annesi yolda karşılardı onu. Daha evin bahçesinde üstünü değiştirirdi, önlüğünü çıkarır ve annesinin ekmeğin arasına sardığı birşeyleri boya sandığıyla birlikte aldıktan sonra düşerdi ekmek parası peşine. Giderken de Zazaca olarak annesine birşeyler söylerdi, anlamazdım. Şimdi nerededir, ne yapar hiçbir fikrim yok.

Aynı yıl, televizyonlarda henüz o günkü aklımın kavrayamayacağı ama çevremdeki herkesin hayretler içinde izlediği olaylar oluyordu. Bir sürü insan bir duvarın iki yanında toplanmış balyozluyordu ve her yerde ondan bahsediliyordu. Berlin mi ne, bir duvarmış, yıkılıyormuş. Onun manasını da çok sonradan kavradım. Meğer yıkılan bir duvar değil, bir dönemmiş. İki ışıktan birinin fuzuli görülerek söndürüldüğü, bakkala sepet sarkıtılıp borca birşeyler istenen, televizyonlarda evdeki malzemenin nasıl israf edilmemesi gerektiğini anlatan tanıtıcı kısa filmlerin yayınlandığı tutumluluk çağı sona ermiş; kişilerin giderek bireyselleştiği, tüketimin en yüce değer, harcamanın ibadet, alışveriş merkezlerinin ibadethane sayıldığı küreselleşme, internet, cep telefonu çağı gelmeye başlamış. Bir başka deyişle, teyp yerini önce ‘walkman’e sonra da ‘mp3 player’a bırakmış. Bütün bu olanları o yaşlarda kavramam mümkün değildi; ama sonra sonra birşeyler yerine oturdu ve o balyozlu insanların neyi yıktığını daha iyi anladım.

Bugün 24 Kasım, 20 yıl önce bugün okula başladım ve halen okuldayım. Daha ne kadar okulda olacağımı kimse bilemez. Mesele yirmi yılı okulda geçirmiş olmak değil, insan asıl büyüdüğünü anladıkça şaşırıyor.

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Welcome to İTÜ TMDK

ITU_KLASIK_ARI_YUKSEK_COZUNURLUKLU[1]Bu hafta yeni bir okula, İTÜ’de Türk Müziği bölümünde yüksek lisansa başladım. Konservatuar ortamının bugüne kadar alışık olduğum üniversite ya da eğitim geleneğinden oldukça uzak bir yapısı olduğunu söyleyebilirim.

Öncelikle Maçka Kampüsü’nden bahsetmek gerek. Nişantaşı’ndan devam edince, Beşiktaş’ın üst tarafında tam olarak Maçka Parkı’nın yanında oldukça güzel bir yere konumlanmış olan kampüs hazırlık, işletme fakültesi ve konservatuarı barındırıyor. Kampüsün içerisinde bir tarihi bir bina var, Osmanlı döneminde silahhaneymiş. Bina kendine has mimarisiyle görülmeye değer bir şaheserdir ama bizim orada çok da işimiz yok; sadece yemekhane var orada. Kampüsün tam koordinatlarına bu linkten gidebilirsiniz.

Burası, özellikle de yokuşun alt tarafındaki -konservatuarın olduğu- kısım, üniversite kampüsünden çok Eski Yunan’daki felsefe okullarına benziyor. Müthiş bir gelenek ve görenek aktarımı var. Kampüste birlikte yaşadığımız bir lise var, hatta zili bile çalıyor. Bu lisede üstün yetenekli çocuklar müzik üzerine eğitim ve öğretim görüyorlar. Bu çocuklar lisans, yüksek lisans, master ve doktora öğrencileriyle aynı kantinleri vs. paylaşıyor. Sıradan bir “lise öğrencisi” profilinin çok üstünde bir kitleden sözedilebilir. Herbiri birşeyleri iyi derecede çalan bu çocuklar gelecek vaadediyor.

Ortalama bir kampüsün dersliklerinde müzik sesi duymanız imkansızdır. Hatta, kazara birşeyler çalacağınız tutarsa sizi “gürültü yapıyor” diye şikayet ederler. Burada tam tersi, koridorlardan piyanodan klasik kemençeye türlü çeşitli enstrümanın sesi yükseliyor. Örneğin, geçen gün sabah ders için koridorda beklerken, abinin biri boş bir sınıfta klarinet çalışıyodu. Sabah sabah profesyonel sayılabilecek bir elden, canlı olarak birkaç taksim, ardından “gam zedeyim deva bulmam” dinledim. Alışık olmadığım için sabahın o saatinde ciğerim parçalandı ama o kampüste ders aldıkça böyle şeylere alışmak gerek.

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Bakalım ileride beni ne bekleyecek.

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Siteye Sözlük Ekledim

sozluk2Sözlükleri oldum olası sevmişimdir. Bildiğim bilmediğim birsürü dilin sözlüğünü elimin altında bulundururum. Hazırlık yıllarından kalma bir alışkanlık olacak ki elime sözlük alıp onu okumayı, kurcalaması severim. Sözlüklere karşı bu ilgimi dijital ortamda da göstermek istedim ve elimdeki üç sözlük veritabanına birer web arayüzü giydirip siteye ekledim. Bu uygulama tamamen kamu hizmetidir.

Siteye İngilizce ya da Almanca sözlük koymak gibi banal bir işe girmedim. Zaten internette dağ taş İngilizce sözlük. Daha nadir bulunan sözlükleri paylaşayım istedim. Şimdilik Osmanlıca, Kürtçe ve Tatarca sözlüklerle pilot uygulamayı başlatmış oldum. İleride sözlük site altnda başlıbaşına ayrı bir bölüme de dönüşebilir.

Sözlüklerin adresleri;

Osmanlıca Sözlük;
http://suleyman.cc/dictionary/ottoman.php

Kürtçe Sözlük
http://suleyman.cc/dictionary/kurtce.php

Tatarca Sözlük
http://suleyman.cc/dictionary/tatarca.php

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Zincirlikuyu Vergi Dairesi

vergi-gelecegimizin-teminatidirEğer serbest çalışıyorsanız vergi dairesiyle sürekli işiniz oluyor demektir. Benim vergi dairem Zincirlikuyu Vergi Dairesi. Ara ara giderim oraya ve vergi yatırmak gibi rutin bir iş için gitmiyorsam muhakkak acemilik çekerim. Ben de istedim ki benden sonra benzer işleri düşen arkadaşlar gidecek olursa aynı acemilikleri çekmesin. Bilgi aktarımı olsun aramızda.

Öncelikle, Zincirlikuyu Vergi Dairesi’nin yerinden başlamak istiyorum. Zincirlikuyu vergi dairesi, Mecidiyeköy’den Okmeydanı’na giderken Şişli Endüstri Meslek Lisesi’nin ilerisinde kalıyor. Tam yanında kocaman Grand Cevahir Otel var. Biraz ilerisi de İgdaş’ın da olduğu Çiftecevizler mevkii.

read more »

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Sahte Seçmen Kontrolü

Son seçimdeki seçmen listelerindeki anormal artışı Yüksek Seçim Kurulu, daha önce yazılmayan adayların eklenmesiyla açıklamıştı. Ancak bu durum kafalarda soru işareti uyandırıyor. Bazı yerlerde seçmen sayısının neredeyse iki katına çıktığına bile rastlanmıştı. Bu kafa karışıklığını ve YSK’nın yapması muhtemel bir “yanlışlığı” önlemek maksadıyla CHP, bir internet hizmeti hazırlamış. Burada TC kimlik numaranızla girip hanenizdeki seçmenlerin listesini görebiliyorsunuz. “Yanlış” kayıtlarda ise resmi başvuru için dilekçeye vs.ye kolayca erişilen araçlar da mevcut.

Seçmen kontrolü;

http://www.sahtesecmen.org

ya da

http://89.19.22.245/index.asp

adreslerinden yapılabilir.

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Kış Saati Uygulaması

Bir telaştır aslında. Birşeylerin elinizden kayıp gittiğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Hep birşeylere aceleniz vardır. Daha günün başladığını anlamadan, varamadan tadına doğan güneşin, sona erer gün; ve en verimli saatleri batmak üzere olan bir güneş ile heba olup gider.

Hep bir karamsarlık hissi bırakır üzerimde kış saati. Mesai henüz bitmişken artık akşam olmuştur ve zaten hiçbirşey yapmaya yetmeyen (ve kesinlikle yetmeyecek olan) ertelenmiş, zavallı bir ömürden bir gün daha kayıp gitmiştir.. read more »

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

İnsanlığın Ortak Dil Çabası ve Interlingua

Bütün insanlık için ortak bir dil yaratma ve onu konuşma çabası aslında çok yeni bir olgu değil. Bu konuda zamanında ciddi çalışmalar da oldu. Belki de bunlar arasında en çok ses getirenlerinden biri de Esperanto’ydu. Ancak bütün desteğe, çabaya rağmen Esperanto’yu ortak dil olarak konuşan, öğrenmeye çalışan ya da en azından öyle gören ya da görmek isteyen çok çok az insan var halen. Ancak ortak dil konusu halen umutsuz vaka değil. Yıllarca İspanyolca sandığım ama daha sonra başka bir dil olduğunu öğrendiğim bir dil olarak Interlingua bu konuda umut vaadediyor.

read more »

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

İnternette sansür ve toplum olarak küçük düşmek

Devletçe ve milletçe yönümüzü muhasır medeniyetler yerine İran, Suudi Arabistan vs. gibi ülkelere çevirdiğimiz son günlerde, bilişim politikalarında da bu etkiyi görebiliyoruz. Dünya’nın bir yerlerinde insanlar bilginin akışını hızlandırmanın yolarını ararken bizler yasaklamanın yolarına bakıyoruz. Yasakçılığın ve sansürcülüğün internete girmesi belki de “medeni” devletler arasında (yukarıda örneklediğim türden, geleceği olmayan, ileride birilerinin etinden sütünden faydalanmak için yok edeceği devletleri saymıyorum) ilk  bize nasip oldu. Maşallahımız var.  Bugün de başladığımız o süreci Google Groups’u da kapatılanlar listesine ekleyerek kutluyoruz. read more »

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Romantik Komedilerdeki Pasta Sahneleri ve Ona Gülenler

Her romantik komedide vardır, hatta olmazsa olmazları arasındadır suratına pasta geçirilen bir adam. Bu adam genellikle başrol tarafından sevilmeyen, en azından pek de hoşnut olunmayan bir karakterdir. Filmin sonlarına, romantik komedinin “trajikomik” başrolunün birşeylerin intikamını aldığı, en azından kazanmaya “başladığı” bir sahneye denk gelir. read more »

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati

Boğaziçi Üniversitesi Lisans Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği

Bazı insanlar vardır, bahsettikleri ya da üzerine konuştukları şeylerin pek çoğu doğru olsa dahi pratikte pek bir işe yaramaz. Örnek olarak, sürekli olarak ABD’nin Irak’a petrol için girdiğinden çok farklı ya da yeni birşeymiş gibi bahseden bir adamdan söz edilebilir. Bu bilgi doğrudur ama pratikte bir işe yaramadığı gibi belirli bir düşüncenin sonucunda da elde edilmemiştir büyük ihtimalle.

Bahsettiğim durum, daha çok eğitim durumu düşük insanların gündelik sohbetlerindeki bir tarzdır. Kafa şişirmek dışında kimseye bir zararı da yoktur. Ama Boğaziçi Üniversitesi gibi ülkenin önde gelen eğitim kurulmarından birinin İç Tüzük gibi önemli bir konuda tıpkı bu insanlar gibi davranması gerçekten içler acısı.

read more »

Beğendiysen ekle:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Live
  • Yahoo! Buzz
  • TwitThis
  • LinkedIn
  • Technorati