October 9, 2009
NASA (Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi) bugün Ay’ı bombaladı.
Dünya/Türkiye saatiyle saat 14:30′da gerçekleşen olayda, Ay’ın güney kutbundaki Cabeus Krateri’ne iki adet roket bırakıldı. Sadece bir toz bulutunun kalkmasından ibaret olan deneyde neyin amaçlandığı bilinmiyor ama gelen haberlere göre her ne amaçlanmışsa başarılamamış.
Dünya’da bombalayacak bir yer kalmamış olacak ki Amerikalılar artık Ay’ı bombalamaya başladı. Bakalım daha neler göreceğiz.
October 2, 2009
Bu hafta yeni bir okula, İTÜ’de Türk Müziği bölümünde yüksek lisansa başladım. Konservatuar ortamının bugüne kadar alışık olduğum üniversite ya da eğitim geleneğinden oldukça uzak bir yapısı olduğunu söyleyebilirim.
Öncelikle Maçka Kampüsü’nden bahsetmek gerek. Nişantaşı’ndan devam edince, Beşiktaş’ın üst tarafında tam olarak Maçka Parkı’nın yanında oldukça güzel bir yere konumlanmış olan kampüs hazırlık, işletme fakültesi ve konservatuarı barındırıyor. Kampüsün içerisinde bir tarihi bir bina var, Osmanlı döneminde silahhaneymiş. Bina kendine has mimarisiyle görülmeye değer bir şaheserdir ama bizim orada çok da işimiz yok; sadece yemekhane var orada. Kampüsün tam koordinatlarına bu linkten gidebilirsiniz.

Burası, özellikle de yokuşun alt tarafındaki -konservatuarın olduğu- kısım, üniversite kampüsünden çok Eski Yunan’daki felsefe okullarına benziyor. Müthiş bir gelenek ve görenek aktarımı var. Kampüste birlikte yaşadığımız bir lise var, hatta zili bile çalıyor. Bu lisede üstün yetenekli çocuklar müzik üzerine eğitim ve öğretim görüyorlar. Bu çocuklar lisans, yüksek lisans, master ve doktora öğrencileriyle aynı kantinleri vs. paylaşıyor. Sıradan bir “lise öğrencisi” profilinin çok üstünde bir kitleden sözedilebilir. Herbiri birşeyleri iyi derecede çalan bu çocuklar gelecek vaadediyor.
Ortalama bir kampüsün dersliklerinde müzik sesi duymanız imkansızdır. Hatta, kazara birşeyler çalacağınız tutarsa sizi “gürültü yapıyor” diye şikayet ederler. Burada tam tersi, koridorlardan piyanodan klasik kemençeye türlü çeşitli enstrümanın sesi yükseliyor. Örneğin, geçen gün sabah ders için koridorda beklerken, abinin biri boş bir sınıfta klarinet çalışıyodu. Sabah sabah profesyonel sayılabilecek bir elden, canlı olarak birkaç taksim, ardından “gam zedeyim deva bulmam” dinledim. Alışık olmadığım için sabahın o saatinde ciğerim parçalandı ama o kampüste ders aldıkça böyle şeylere alışmak gerek.
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Bakalım ileride beni ne bekleyecek.
April 6, 2009
Bugün dünyayı kurtaracağı ilan edilen, esmer süpermen, Amerikan başkanı, devletlü Hüseyin Barrack Obama Türkiye’deydi. Ne mutlu bize. Artık millet olarak karada ölüm yok bize.
Haberlere şöyle bir göz gerzdireyim derken ilk önce gereksiz haber kaynaklarından (isim verip hiçbir gazeteyi rencide etmek istemiyorum, onlar kendilerini bilir) başlayayım dedim. Gördüğüm haberlerin ilkesizliği, kalitesizliği, içerdiği aşağılık kompleksi beni önce bu ükenini vatandaşı olduğumdan, sonra da insan olduğumdan utandırdı.
Haberlerden biri Obama’nın, Melih Gökçek’in yaptığı espiriye gülmesiyle ilgiliydi. Sırf bu olaydan dolayı Melih Gökçek öldüğünde kendisine bir anıt mezar yaptırırlar diye düşünüyorum. Belki de yıllar sonra sadece “yaptığı espriyle Obama’yı güldüren ilk belediye başkanı” diye hatırlayacağız. Hatta dinci takvimlerinin tarihte bugün sayfalarında 6 Nisan’dan “Melih Gökçek’in Obama’yı güldürdüğü gün” diye söz edilecek. Durum gerçekten çok fena.
read more »
April 5, 2009
Beni tanıyan arkadaşlar bilirler. Maç ya da benzeri, heyecanla takip edilen şeyleri izlemekten pek hazzetmem. Ama benim izlediğim, maçtan daha çok zevk veren ve birkaç yılda bir olduğu için “azalan marjinal faydalar” yasasına tabi olmayıp verdiği haz hep aynı kalan birşey var; seçim.
Seçim sonuçlarında Türkiye’nin her ilini, hatta belli başlı illeri ilçe ilçe takip etmek müthiş keyifli birşey. İlginçtir, en alakasız yerlerin bile önceki seçimlerde aldığı oyları noktası virgülüne hatırlıyor olmama ben bile şaşırıyorum bazen. Bu seçimlerde de herşeyi hazırladım ve seçim yasaklarının kalktığı andan başlayarak sabaha kadar Ntvmsnbc’nin sayfasından, elim refresh butonunda, seçim sonuçlarını dakika dakika izledim. Şimdi bu seçimlerle ilgili yorum ve değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum.
Seçim sonuçlarını paylaşmadan önce, şunu belirtmek isterim ki belirli bir partiye dair particilik yapmak gibi sıradan bir yaklaşım yerine, seçimlerde ilk bakışta görünmeyen ve bazı enteresan, ironik detaylardan bahsedeceğim.
read more »
April 2, 2009
Eğer serbest çalışıyorsanız vergi dairesiyle sürekli işiniz oluyor demektir. Benim vergi dairem Zincirlikuyu Vergi Dairesi. Ara ara giderim oraya ve vergi yatırmak gibi rutin bir iş için gitmiyorsam muhakkak acemilik çekerim. Ben de istedim ki benden sonra benzer işleri düşen arkadaşlar gidecek olursa aynı acemilikleri çekmesin. Bilgi aktarımı olsun aramızda.
Öncelikle, Zincirlikuyu Vergi Dairesi’nin yerinden başlamak istiyorum. Zincirlikuyu vergi dairesi, Mecidiyeköy’den Okmeydanı’na giderken Şişli Endüstri Meslek Lisesi’nin ilerisinde kalıyor. Tam yanında kocaman Grand Cevahir Otel var. Biraz ilerisi de İgdaş’ın da olduğu Çiftecevizler mevkii.
read more »
March 25, 2009
İnternet için her ay Telekom’a tonla para ödememize rağmen halen yurt dışı çıkışları sorunlu, halen arada bir gidip geliyor, halen sorunlar sorunlar… çünkü zihniyet aynı. Türkiye insanı herşeyin en kötüsüne layıktır zihiyetiyle yürüyor her iş.
İnternet alt yapı yatırımları heryerde aynı anda başlamış olmasına rağmen biz halen kırk kat pahalıya kullanıyoruz. (Danimarka’da 100 MB internet 13 Euro iken biz 49 YTL’ye 1 MB kullanıyoruz) Ne yani Avrupa’da internet altyapısı Fransız Devrimi’nde mi döşendi? Hayır aynı anda döşedik ama o işin başında da (her işin başında olduğu gibi) geri zekalılar (en azından zekasızlar) olduğu için herşey bu durumda.
Bir de, (komplo teorilerine pek itibar etmem ama) Youtube yasağı var ki Arap sermayeli Telekom’un özel ricası üzerine çıkarıldığı aşikar bu saçmalık Türkiye internetinin dış bağlantılarını büyük ölçüde rahatlattı. Dünya bize oturma organıyla gülse de bu durum internet dış bağlnantılarını düzeltmeye yetmedi. Halen Telekom gibi özelleştirilmiş bir tekel halkı dolandırmaya devam ediyor, halen yetkililer bu durumdan memnun. Sonra neden ilerlemiyoruz?
October 27, 2008
Bir telaştır aslında. Birşeylerin elinizden kayıp gittiğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Hep birşeylere aceleniz vardır. Daha günün başladığını anlamadan, varamadan tadına doğan güneşin, sona erer gün; ve en verimli saatleri batmak üzere olan bir güneş ile heba olup gider.
Hep bir karamsarlık hissi bırakır üzerimde kış saati. Mesai henüz bitmişken artık akşam olmuştur ve zaten hiçbirşey yapmaya yetmeyen (ve kesinlikle yetmeyecek olan) ertelenmiş, zavallı bir ömürden bir gün daha kayıp gitmiştir.. read more »
April 15, 2008
Bütün insanlık için ortak bir dil yaratma ve onu konuşma çabası aslında çok yeni bir olgu değil. Bu konuda zamanında ciddi çalışmalar da oldu. Belki de bunlar arasında en çok ses getirenlerinden biri de Esperanto’ydu. Ancak bütün desteğe, çabaya rağmen Esperanto’yu ortak dil olarak konuşan, öğrenmeye çalışan ya da en azından öyle gören ya da görmek isteyen çok çok az insan var halen. Ancak ortak dil konusu halen umutsuz vaka değil. Yıllarca İspanyolca sandığım ama daha sonra başka bir dil olduğunu öğrendiğim bir dil olarak Interlingua bu konuda umut vaadediyor.
read more »
April 11, 2008
Devletçe ve milletçe yönümüzü muhasır medeniyetler yerine İran, Suudi Arabistan vs. gibi ülkelere çevirdiğimiz son günlerde, bilişim politikalarında da bu etkiyi görebiliyoruz. Dünya’nın bir yerlerinde insanlar bilginin akışını hızlandırmanın yolarını ararken bizler yasaklamanın yolarına bakıyoruz. Yasakçılığın ve sansürcülüğün internete girmesi belki de “medeni” devletler arasında (yukarıda örneklediğim türden, geleceği olmayan, ileride birilerinin etinden sütünden faydalanmak için yok edeceği devletleri saymıyorum) ilk bize nasip oldu. Maşallahımız var. Bugün de başladığımız o süreci Google Groups’u da kapatılanlar listesine ekleyerek kutluyoruz. read more »
March 17, 2008
Daha önce de hakkında birşeyler karaladığım Hatırla Sevgili adlı dizide yer alan Necdet karakteriyle ilgili olarak birşeyler yazmak istiyorum. Bu adam bu dizide yaşayan en efendi, en dürüst ve en temiz karakterdir. Fedakardır, çalışkandır, mantıklıdır ve bu özellikleriyle izleyicilerin büyük beğenisini kazanmıştır. Ben bu karakteri aslında biraz abartılı bir karakter olarak görüyorum. Yani abartılı derken read more »