May 13, 2009
Türk Telekom bugün ADLS ilgili yeni tarifelerini duyurdu. “8 MB hıza kadar tek fiyat!” sloganıyla duyurduğu kampanya, internet kullanımında bir ilerleme kaydedilmiş gibi bir izlenim sunsa da esasen internet kullanımını sınırlamaya yönelik bir aldatmaca.
Kotasız tarifeler için Adil Kullanım Sınırı diye birşey getirilmiş. Buna göre 15 GB’a kadar kullanıldıktan sonra 8 Megabit olan bağlantı hızı 512 Kilobit’e düşürülecek. Oysa 8 Megabitt’lik bağlantı hızıyla 15 Gigabayt’lık sınırın dolması için 4 saat yeterli. 4 saatte dolacak olan kullanım sınırından sonra ise ayın geriye kalanında 512 k ile kullanılacak. Yapılan şey şu ki; an itibariyle 1 Mbit olan bağlantı hızını sadece birkaç saatliğine 8 Mbit kullandırdıktan sonra ayın geri kalanında 512Kbit’e düşürmek.
read more »
May 13, 2009
Geleceğe dönüş, Terminatör vs. vs. derken birçok filmde ve dizide zamanda yolculuk yapıldığına tanık olduk. İşi okadar abarttılar ki artık zaman yolculuğu ve ışınlanma kombo yapan aletler geliştirdiler, istedikleri zaman istedikleri yere gidebilmeye başladılar. Ben bir arkadaşımla bir yerde görüşürken bile belirli bir gün belirli bir saat yerde buluşalım diyip telefonla filan zorla görüşebilirken adamlar bilmem kaç yıl önce doğru ana, doğru yere gitmeyi başarıyor.
Şükürler olsun ki Tanrı benim aklımı, içinde zaman yolculu yapılan bir filmin senaristi olmaktan korumuş.
May 6, 2009
Lost’un yayınlanan en son bölümü üzerine birkaç satır birşeyler yazmak istedim. Dizinin beşinci sezona kadarki kısmında yaşadığı değişim gerçekten inanılmaz boyutta. Ancak dizide hep sabit olan birşey var ki o da her Amerikan filminde klişe olan “destiny” (kader) kavramı. Amerikalı senaristlerin neden kafayı “destiny” ye taktığını tam olarak anlayabilmek için muhtemelen Amerikan toplumunun sosyolojik bir incelemesi/analizi gerekli. Belki de insanların iradelerinin bir işe yaramadığını, sadece yaşamaları gereken bir kaderi yaşadıklarına inanmaları onlara iyi geliyor. Şimdi bu konuyu dizideki olaylar ışığında etraflıca ele alalım.
read more »
April 6, 2009
Bugün dünyayı kurtaracağı ilan edilen, esmer süpermen, Amerikan başkanı, devletlü Hüseyin Barrack Obama Türkiye’deydi. Ne mutlu bize. Artık millet olarak karada ölüm yok bize.
Haberlere şöyle bir göz gerzdireyim derken ilk önce gereksiz haber kaynaklarından (isim verip hiçbir gazeteyi rencide etmek istemiyorum, onlar kendilerini bilir) başlayayım dedim. Gördüğüm haberlerin ilkesizliği, kalitesizliği, içerdiği aşağılık kompleksi beni önce bu ükenini vatandaşı olduğumdan, sonra da insan olduğumdan utandırdı.
Haberlerden biri Obama’nın, Melih Gökçek’in yaptığı espiriye gülmesiyle ilgiliydi. Sırf bu olaydan dolayı Melih Gökçek öldüğünde kendisine bir anıt mezar yaptırırlar diye düşünüyorum. Belki de yıllar sonra sadece “yaptığı espriyle Obama’yı güldüren ilk belediye başkanı” diye hatırlayacağız. Hatta dinci takvimlerinin tarihte bugün sayfalarında 6 Nisan’dan “Melih Gökçek’in Obama’yı güldürdüğü gün” diye söz edilecek. Durum gerçekten çok fena.
read more »
March 25, 2009
İnternet için her ay Telekom’a tonla para ödememize rağmen halen yurt dışı çıkışları sorunlu, halen arada bir gidip geliyor, halen sorunlar sorunlar… çünkü zihniyet aynı. Türkiye insanı herşeyin en kötüsüne layıktır zihiyetiyle yürüyor her iş.
İnternet alt yapı yatırımları heryerde aynı anda başlamış olmasına rağmen biz halen kırk kat pahalıya kullanıyoruz. (Danimarka’da 100 MB internet 13 Euro iken biz 49 YTL’ye 1 MB kullanıyoruz) Ne yani Avrupa’da internet altyapısı Fransız Devrimi’nde mi döşendi? Hayır aynı anda döşedik ama o işin başında da (her işin başında olduğu gibi) geri zekalılar (en azından zekasızlar) olduğu için herşey bu durumda.
Bir de, (komplo teorilerine pek itibar etmem ama) Youtube yasağı var ki Arap sermayeli Telekom’un özel ricası üzerine çıkarıldığı aşikar bu saçmalık Türkiye internetinin dış bağlantılarını büyük ölçüde rahatlattı. Dünya bize oturma organıyla gülse de bu durum internet dış bağlnantılarını düzeltmeye yetmedi. Halen Telekom gibi özelleştirilmiş bir tekel halkı dolandırmaya devam ediyor, halen yetkililer bu durumdan memnun. Sonra neden ilerlemiyoruz?
July 2, 2008
Neyzen Tevfik’ten güzel bir şiiri paylaşmak istedim.
Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.
Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et…
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz
(Neyzen Tevfik )
March 17, 2008
Daha önce de hakkında birşeyler karaladığım Hatırla Sevgili adlı dizide yer alan Necdet karakteriyle ilgili olarak birşeyler yazmak istiyorum. Bu adam bu dizide yaşayan en efendi, en dürüst ve en temiz karakterdir. Fedakardır, çalışkandır, mantıklıdır ve bu özellikleriyle izleyicilerin büyük beğenisini kazanmıştır. Ben bu karakteri aslında biraz abartılı bir karakter olarak görüyorum. Yani abartılı derken read more »
March 2, 2008
Her romantik komedide vardır, hatta olmazsa olmazları arasındadır suratına pasta geçirilen bir adam. Bu adam genellikle başrol tarafından sevilmeyen, en azından pek de hoşnut olunmayan bir karakterdir. Filmin sonlarına, romantik komedinin “trajikomik” başrolunün birşeylerin intikamını aldığı, en azından kazanmaya “başladığı” bir sahneye denk gelir. read more »
March 1, 2008
Bazı insanlar vardır, bahsettikleri ya da üzerine konuştukları şeylerin pek çoğu doğru olsa dahi pratikte pek bir işe yaramaz. Örnek olarak, sürekli olarak ABD’nin Irak’a petrol için girdiğinden çok farklı ya da yeni birşeymiş gibi bahseden bir adamdan söz edilebilir. Bu bilgi doğrudur ama pratikte bir işe yaramadığı gibi belirli bir düşüncenin sonucunda da elde edilmemiştir büyük ihtimalle.
Bahsettiğim durum, daha çok eğitim durumu düşük insanların gündelik sohbetlerindeki bir tarzdır. Kafa şişirmek dışında kimseye bir zararı da yoktur. Ama Boğaziçi Üniversitesi gibi ülkenin önde gelen eğitim kurulmarından birinin İç Tüzük gibi önemli bir konuda tıpkı bu insanlar gibi davranması gerçekten içler acısı.
read more »
October 19, 2007
Dün Kurtlar Vadisi Terör’ün daha önce yayından kaldırılan ikinci bölümü, geliri şehit aileleri derneğine bağışlanmak üzere yayınlandı. Kafama takılan enteresan bir nokta var. Daha önce yayından kaldırılmasını gerektiren yasal düzenlemelerden hangisi değişti de daha önce yayından kaldırılan bir program TRT’de bile reklamı yapılarak yayınlandı? Eğer bunlardan hiç biri değişmediyse neden daha önce yayından kaldırıldı? Ya önce bir hata yapılmış, ya dün bir hata yapıldı. Kısacası her iki koşulda da hatalı bir durum var.