Tag Archives: Gözlem

Welcome to İTÜ TMDK

ITU_KLASIK_ARI_YUKSEK_COZUNURLUKLU[1]Bu hafta yeni bir okula, İTÜ’de Türk Müziği bölümünde yüksek lisansa başladım. Konservatuar ortamının bugüne kadar alışık olduğum üniversite ya da eğitim geleneğinden oldukça uzak bir yapısı olduğunu söyleyebilirim.

Öncelikle Maçka Kampüsü’nden bahsetmek gerek. Nişantaşı’ndan devam edince, Beşiktaş’ın üst tarafında tam olarak Maçka Parkı’nın yanında oldukça güzel bir yere konumlanmış olan kampüs hazırlık, işletme fakültesi ve konservatuarı barındırıyor. Kampüsün içerisinde bir tarihi bir bina var, Osmanlı döneminde silahhaneymiş. Bina kendine has mimarisiyle görülmeye değer bir şaheserdir ama bizim orada çok da işimiz yok; sadece yemekhane var orada. Kampüsün tam koordinatlarına bu linkten gidebilirsiniz.

Burası, özellikle de yokuşun alt tarafındaki -konservatuarın olduğu- kısım, üniversite kampüsünden çok Eski Yunan’daki felsefe okullarına benziyor. Müthiş bir gelenek ve görenek aktarımı var. Kampüste birlikte yaşadığımız bir lise var, hatta zili bile çalıyor. Bu lisede üstün yetenekli çocuklar müzik üzerine eğitim ve öğretim görüyorlar. Bu çocuklar lisans, yüksek lisans, master ve doktora öğrencileriyle aynı kantinleri vs. paylaşıyor. Sıradan bir “lise öğrencisi” profilinin çok üstünde bir kitleden sözedilebilir. Herbiri birşeyleri iyi derecede çalan bu çocuklar gelecek vaadediyor.

Ortalama bir kampüsün dersliklerinde müzik sesi duymanız imkansızdır. Hatta, kazara birşeyler çalacağınız tutarsa sizi “gürültü yapıyor” diye şikayet ederler. Burada tam tersi, koridorlardan piyanodan klasik kemençeye türlü çeşitli enstrümanın sesi yükseliyor. Örneğin, geçen gün sabah ders için koridorda beklerken, abinin biri boş bir sınıfta klarinet çalışıyodu. Sabah sabah profesyonel sayılabilecek bir elden, canlı olarak birkaç taksim, ardından “gam zedeyim deva bulmam” dinledim. Alışık olmadığım için sabahın o saatinde ciğerim parçalandı ama o kampüste ders aldıkça böyle şeylere alışmak gerek.

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Bakalım ileride beni ne bekleyecek.

Lost, Terminator (TSCC), Battlestar Galactica

Bugün enteresan rüyalarıma bir yenisini daha ekledim. Lost, Terminator The Sera Connor Cronnicals ve Battlestar Galactica’dan harmanlanmış bir rüya gördüm. Bunda Lost ve Battlestar Galactica’nın sezon finallerini birer gün arayla izlemiş olmamın etkisi var diye düşünüyorum.

Rüyamda konferans salonu gibi bir ortamda üç dizinin kötü adamları Benjamin Linus (Lost’tan), Cromartie (Terminator’den) ve Cavil (BGS’den) birer sandalye atmış yanyana muhabbet ediyorlardı. Ben bunları görünce birden sinirlenip “ulan ne işiniz var burda şerefsizler” diyerek bunlara doğru yürümeye başlıyorum. O sırada Benjamin Linus herzamanki sakinliğiyle gülümseyerek “Hi” diyor. Böyle diyince iyice çileden çıkıyorum. Adama saldırıyorum. Yakasından tutup ayağa kaldırıyorum. Bu sırada Cromartie (su katılmamış saykodur kendisi) bir an ayağa kalkacak oluyor ve Cavil eliyle Cromartie’yi durduruyor; gayet sakin bir ses tonuyla “yaw boşver biz bulaşmayalım bu meseleye robotuz biz, onlar insan bırak birbirini yesinler” diyor. Bu laf üzerine Cromaritne geri yerine oturuyor. Biz öylece Linus’la kavga ederken rüya bitti.

Bu karakterleri tanımayanlar ya da hatırlamayanlar için kısaca bir hatırlatmak isterim. Hatırlatayım ki kiminle düşman olduğum, kimin üstüne yürüdüğüm daha iyi anlaşılsın. (Bu yazı diziler hakkında spoiler içermektedir!!!)

read more »

Obama’nın Türkiye Ziyareti -İlk İzlenimler

obama_jedi_knightBugün dünyayı kurtaracağı ilan edilen, esmer süpermen, Amerikan başkanı, devletlü Hüseyin Barrack Obama Türkiye’deydi. Ne mutlu bize. Artık millet olarak karada ölüm yok bize.

Haberlere şöyle bir göz gerzdireyim derken ilk önce gereksiz haber kaynaklarından (isim verip hiçbir gazeteyi rencide etmek istemiyorum, onlar kendilerini bilir) başlayayım dedim.  Gördüğüm haberlerin ilkesizliği, kalitesizliği, içerdiği aşağılık kompleksi beni önce bu ükenini vatandaşı olduğumdan, sonra da insan olduğumdan utandırdı.

Haberlerden biri Obama’nın, Melih Gökçek’in yaptığı espiriye gülmesiyle ilgiliydi. Sırf bu olaydan dolayı Melih Gökçek öldüğünde kendisine bir anıt mezar yaptırırlar diye düşünüyorum. Belki de yıllar sonra sadece “yaptığı espriyle Obama’yı güldüren ilk belediye başkanı” diye hatırlayacağız. Hatta dinci takvimlerinin tarihte bugün sayfalarında 6 Nisan’dan “Melih Gökçek’in Obama’yı güldürdüğü gün” diye söz edilecek. Durum gerçekten çok fena.

read more »

Zincirlikuyu Vergi Dairesi

vergi-gelecegimizin-teminatidirEğer serbest çalışıyorsanız vergi dairesiyle sürekli işiniz oluyor demektir. Benim vergi dairem Zincirlikuyu Vergi Dairesi. Ara ara giderim oraya ve vergi yatırmak gibi rutin bir iş için gitmiyorsam muhakkak acemilik çekerim. Ben de istedim ki benden sonra benzer işleri düşen arkadaşlar gidecek olursa aynı acemilikleri çekmesin. Bilgi aktarımı olsun aramızda.

Öncelikle, Zincirlikuyu Vergi Dairesi’nin yerinden başlamak istiyorum. Zincirlikuyu vergi dairesi, Mecidiyeköy’den Okmeydanı’na giderken Şişli Endüstri Meslek Lisesi’nin ilerisinde kalıyor. Tam yanında kocaman Grand Cevahir Otel var. Biraz ilerisi de İgdaş’ın da olduğu Çiftecevizler mevkii.

read more »

İnternet Hızı

İnternet için her ay Telekom’a tonla para ödememize rağmen halen yurt dışı çıkışları sorunlu, halen arada bir gidip geliyor, halen sorunlar sorunlar… çünkü zihniyet aynı. Türkiye insanı herşeyin en kötüsüne layıktır zihiyetiyle yürüyor her iş.

İnternet alt yapı yatırımları heryerde aynı anda başlamış olmasına rağmen biz halen kırk kat pahalıya kullanıyoruz. (Danimarka’da 100 MB internet 13 Euro iken biz 49 YTL’ye 1 MB kullanıyoruz)  Ne yani Avrupa’da internet altyapısı Fransız Devrimi’nde mi döşendi? Hayır aynı anda döşedik ama o işin başında da (her işin başında olduğu gibi) geri zekalılar (en azından zekasızlar) olduğu için herşey bu durumda.

Bir de, (komplo teorilerine pek itibar etmem ama) Youtube yasağı var ki Arap sermayeli Telekom’un özel ricası üzerine çıkarıldığı aşikar bu saçmalık Türkiye internetinin dış bağlantılarını büyük ölçüde rahatlattı. Dünya bize oturma organıyla gülse de bu durum internet dış bağlnantılarını düzeltmeye yetmedi. Halen Telekom gibi özelleştirilmiş bir tekel halkı dolandırmaya devam ediyor, halen yetkililer bu durumdan memnun. Sonra neden ilerlemiyoruz?

Hatırla Sevgili Dizisindeki Necdet

NecdetDaha önce de hakkında birşeyler karaladığım Hatırla Sevgili adlı dizide yer alan Necdet karakteriyle ilgili olarak birşeyler yazmak istiyorum. Bu adam bu dizide yaşayan en efendi, en dürüst ve en temiz karakterdir. Fedakardır, çalışkandır, mantıklıdır ve bu özellikleriyle izleyicilerin büyük beğenisini kazanmıştır. Ben bu karakteri aslında biraz abartılı bir karakter olarak görüyorum. Yani abartılı derken read more »

Boğaziçi Üniversitesi Lisans Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği

Bazı insanlar vardır, bahsettikleri ya da üzerine konuştukları şeylerin pek çoğu doğru olsa dahi pratikte pek bir işe yaramaz. Örnek olarak, sürekli olarak ABD’nin Irak’a petrol için girdiğinden çok farklı ya da yeni birşeymiş gibi bahseden bir adamdan söz edilebilir. Bu bilgi doğrudur ama pratikte bir işe yaramadığı gibi belirli bir düşüncenin sonucunda da elde edilmemiştir büyük ihtimalle.

Bahsettiğim durum, daha çok eğitim durumu düşük insanların gündelik sohbetlerindeki bir tarzdır. Kafa şişirmek dışında kimseye bir zararı da yoktur. Ama Boğaziçi Üniversitesi gibi ülkenin önde gelen eğitim kurulmarından birinin İç Tüzük gibi önemli bir konuda tıpkı bu insanlar gibi davranması gerçekten içler acısı.

read more »

Hatırla Sevgili

Eskiden çok kötü ve kalitesiz dizileri izlemek zorundaydık. Çoğunlukla yapımcıların ünlü etmeye çalıştıkları birinci ya da ikinci sınıf şarkıcıların hit şarkılarına çekilen, genelde de bir de mankenin eşlik ettiği yapımlardı. Fakat son yıllarda dizilerin kalitesi ciddi anlamda artmaya başladı. Bu sevindirici. read more »

Amerikan filmlerinde kırmızı mı yeşil mi sorunsalı

Action filmlerinin vazgeçilmezlerindendir bir yerde bomba ve onu imha etmeye çalışan insanlar. Bu sahnelerin olmazsa olmazları arasında geriye sayan bir saat, bir de bombanın başında aceleyle “kırmızı mı yeşil mi” diye kıçından terler boşalarak birşeyler yapan insanı sayabiliriz. Bu sahnelere artık alıştığımız için bize çok absürt gelmese de, çok saçma sahnelerdir.

Olaya empatiyle yaklaşalım. Eğer o bombayı hazırlayan kişi ben olsaydım, bombanın üzerine geriye doğru sayan LCD ekranlı bir saat koyup bomba imha ekibinin işini neden kolaylaştırayım ki? Neyse, bombanın üzerindeki saati bir kenara bırakıp asıl mevzumuza dönelim.

Bombaların düzeneği hazırlanırken, uyulan bir takım standartlar var sanki. Sanırım bu standartları BSE (Bomba Standartları Enstitüsü) belirliyor. Bu standartlara göre bomba düzeneğinde iki renk kablo kullanılır. Yeşil ve kırmızı. Bunlardan biri bombayı ateşler biri etkisiz hale getirir. Amerikan filmlerinden gördüğümüz kadarıyla durum bu. O değil, herşey okadar standart ama malesef bizim bombayı imha eden kahramanımız biraz unutkan olacak ki, bombanın başında sayıklamaya başlıyor “kırmızı mı yeşil mi?”. Bir senarist çıkıp da sarı ve siyah kablo kullanılan bombalı film yazmadı; ya da, bir tek yönetmen çıkıp da kabloları aynı renk olan bir bomba düzeneği koymadı filmine. Yazıklar olsun.